Haberler

Jeotermal, Belçika’nın dış enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltmasına yardımcı olabilir

Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 14 Mar 2019

Yerin derinliklerinde bulunan jeotermal enerji potansiyeli, Belçika'nın çoğunlukla ısıtma amaçlı olarak kullanılan yabancı enerji arzı konusunda, daha bağımsız olması için gerçek bir seçenektir.

Belçika haber kanalı RTBF tarafından açıklandığı üzere bugün Belçika, dış kaynaklı enerji arzına bağımlı olmaya devam etmektedir. Bir çözüm olarak jeotermal enerji kaynaklarının geliştirilmesi gerektiği öngörülmektedir: doğal olarak yeraltında bulunan ısı biçiminde enerjinin değerlendirilmesi. “Temiz ve yenilenebilir olan bu tür enerji ülkemizde hala kullanılmamaktadır.”

Makale, aynı zamanda jeo-değişim ısı pompalarının kullanımına da değinirken, ülkenin fosil yakıt kullanmaktan kaçınmasına yardımcı olabilecek derin jeotermal kaynakları da kapsamaktadır.

Belçika için jeotermal enerji, ülkenin geleceğin enerji kaynaklarından biri haline gelebilir.

Doğal Bilimler Enstitüsü’nün jeoloğu olan Estelle Petitclerc, jeotermal enerjinin “yüzeyde çok az etkisi olması nedeni ile sık sık konuşmayı unuttuğumuzu” açıklamakta. Petitclerc: “Yenilenebilir bir enerjidir ve yarının enerji karışımında oynayacak bir rolü vardır. Fakat gidip onu kullanabilmek için jeolojik ortamın anlaşılması gerekiyor. Her şeyden önce geçirgen olması gereken kayaları delmek ve sonra analiz etmek zorundayız.” demekte. Petitclerc, bizlere, içinde suyun dolaşabileceği açık çatlaklara sahip bir kaya göstermekte ve daha fazla kırılmanın, daha fazla suyun dolaşımda olduğunu ve kayda değer bir akışı yakalayıp kaldırabildiğimizi açıklamaktadır.

Rezervuar derinliği de önemlidir. 100 ila 500 metre arası sığ jeotermaldir, suyun sıcaklığı 15 ila 20 °C arasında değişmektedir, kapalı bir devrede, evleri ve ısı pompaları olan binaları ısıtmak mümkündür. Daha derin jeotermal yeraltında 3.000 metreye kadar bulunabilir, su sıcaklığı 80 °C’ye kadar çıkabilir.

Saint-Ghislain’de jeotermal akışkanın 73 °C’de olduğu bilinmektedir.

Bu, Mons yakınlarındaki Saint-Ghislain’deki jeotermal ısıtma tesisinin durumudur; saatte 100 metreküpten az su, doğal olarak 73 °C’de akar. Nicolas Dupont, Mons Üniversitesi’nde Uygulamalı Jeoloji Bölümünde çalışmaktadır. Dupont kaynağın tarihçesine ilişkin şu açıklmalarda bulunmaktadır: “Aslen, bölgenin jeolojisini tanımak için beş kilometre derinlikli sondaj planlamıştık. İki bin beş yüz metre derinlikte, 1980’lerden bu yana jeotermal enerji için kullanılan bir sıcak su seviyesi keşfettik.”

Söz konusu su tablası devasa büyüklüktedir. Milyonlarca yıllık yağmurlarla beslenmiştir. İntercommunal IDEA Araştırma ve Araştırma Dairesi Başkanı David Charlet şunları doğrular: “Sıcak su basınç altında olduğundan bir vana çevirerek, farklı tüketicileri ısıtmak için kaynak değerlendirilebilir”.

Jeotermal enerji hala çok az kullanılıyor.

Bir kez daha, prensip çok basittir. Yeriçinden gelen sıcak su, ısısını tüm iletim hattı boyunca taşır, altı kilometrelik yalıtımlı boru boyunca dolaşır. Dışarıdan yalıtılan bu borular, hastane, tren istasyonu, okullar, ortak havuz veya sosyal konut gibi birçok tüketicinin ısınmasına yardımcı olur. Bölgeyi daha da genişletmek için iki sondaj daha planlanmıştır.

Belçika’da, jeotermal potansiyeli, görünüşe göre, az kullanılmaktadır.

Estelle Petitclerc, kendinden emin: “Projelerin geliştiğini görüyoruz, Mons jeolojik havzasında ve Mol’de, Flanders bölgesinde planlanan sondajlar var, burada ısınma için gerekli, ülkenin ilk jeotermal ısıtma tesisini inşa ediyoruz. Umuyoruz, iki ya da üç yıl içerisinda projeler hayata geçecek.”

2010’dan önce Fransa, araştırmaya yalnızca 300.000 Avro’luk bir yatırım yaptı. 2010 ve 2015 arasında, yatırım neredeyse elli ile çarpıldı. Ayaklarımızın altındaki kaynak belki de düşündüğümüzden daha zengin.

 

 

 

Kaynak: ThinkGeoEnergy