Haberler

N. Cem İyigün: Türkiye’nin kurtuluşu uygulayacağı yenilenebilir enerji rejiminde

Doğal çıkış jeotermal kaynak, Türkiye (kaynak: Exergy)
Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 8 Oca 2019

Nami Cem İyigün, Haber Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısında jeotermal enerjinin de dahil olduğu kaynaklar ile desteklenen güneş ve rüzgâr enerjisi temelli bir yenilenebilir enerji rejiminin, Türkiye’nin esaslı kurtuluş reçetesi olacağı görüşünü paylaştı.

Asıl mesleği avukatlık olan Nami Cem İyigün, Araştırma – İnceleme, Tarih, Türk Tarihi kategorilerinde eserler yazmış bir arastirmaci-yazardır. Ocak ayı başında, Haber Gazetesi’nde paylaştığı köşe yazısında Türkiye’nin enerji geleceği, sorunları ve çözümlerine değinen yazar, jeotermal de dahil olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesinin öneminden bahsetmektedir.

İyigün, bazı dönemsel sıkıntıları dışarıda tutarak, Türkiye ekonomisinin en büyük ve kalıcı yapısal probleminin cari açık problemi olduğunu; bunun altında yatan başlıca sebeplerden birinin ise, enerji konusundaki dışa bağımlılığımız gerçeğinden kaynaklandığını belirtmektedir. Konumu, tarihi ve kültürüyle eşsiz bir zenginliğe sahip olan Türkiye’nin belki de tek coğrafi şanssızlığının zengin fosil yakıt rezervlerinin olmayışı düşüncesinde olan İyigün, ülkenin,  on yıllardır kullandığı kömür, petrol, doğalgaz ve elektriğin büyük çoğunluğunu ithal ettiğini ve yalnızca yıllık enerji ithalatının, bazı dönemlerde tüm ihracat toplamına yaklaştığını belirtmektedir.

Ancak, Türkiye’nin cari açık ve enerjide dışa bağımlılık yazgısını değiştirebilmesi için önünde büyük bir fırsat olduğunun altını çizen İyigün, bahsettiği fırsatı: “… Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele kapsamında tüm dünya adım adım fosil yakıtları terk eder ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımları artırırken, Türkiye de aynı harekât planını takip etmelidir. Yer yer nükleer, hidrogüç ve jeotermal enerji ile de desteklenen güneş ve rüzgâr enerjisi temelli bir yenilenebilir enerji rejimi, Türkiye’nin esaslı kurtuluş reçetesi olacaktır. Dahası, Türkiye orta ve uzun vadede zaten tüm dikkati ve hızıyla bu yöne yönelmeye mecbur kalacaktır.” sözleri ile açıklamaktadır.

Enerji geçişi konusunda ufukta görünen geleceğe hazır olmak gerektiğini belirten İyigün yazısında şöyle devam etmektedir:

“Nitekim ülkemizde yenilenebilir enerjiye yatırımları teşvik etmek adına pek çok kanun çıkarıldığı gibi, iklim değişikliği strateji belgeleri ve eylem planları gibi çeşitli düzenlemeler de tamamlanmaktadır. Bu düzenlemelerin de etkisiyle Türkiye, şu an için yenilenebilir enerjiler konusunda nispeten iyi noktada olan ülkelerden biri halini alabilmiştir. Günümüz itibariyle milli enerji ve maden politikasının önemli ayaklarından güneş, rüzgâr ve suyun başını çektiği yenilenebilir enerjinin Türkiye’nin kendi ürettiği elektrikteki payı 2023 için hedeflenen yüzde 30 düzeyini şimdiden aşmıştır. Son 10 yılda elektrik üretim tesisi yatırımlarının yüzde 53’ü yenilenebilir enerjide gerçekleşmiş; rüzgâr, güneş ve jeotermal kaynaklar için atılan önemli adımlar sayesinde Türkiye’de yenilenebilir kaynakların kurulu güç içindeki payı, dünya ortalamasının üzerine fırlayabilmiştir. Küresel olarak ihtiyaç duyulan elektriğin yüzde 66’sının fosil yakıtlardan ve yüzde 24’ünün yenilenebilir kaynaklardan elde edildiği göz önünde bulundurulduğunda Türkiye yüzde 31-32 ile dünya ortalamasının çok daha üstünde yer almayı başarmıştır.”

Türkiye’nin aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer aldığı için jeotermal enerji açısından dünya ülkeleri arasında zengin bir pozisyonda bulunmasının bir şans olduğu düşüncesi ile İyigün: “Ülkemizin her tarafına yayılmış yaklaşık bin adet doğal çıkış şeklinde ve değişik sıcaklıklarda jeotermal kaynak mevcuttur. 2017 yılı sonuna ait verilere göre dünyada jeotermal enerjiden elektrik üretiminde ilk beş ülke ABD, Filipinler, Endonezya, Türkiye ve Yeni Zelanda şeklinde sıralanmaktadır.” demektedir.

Nami Cem İyigün’ün yazısına buradan erişebilirsiniz.

Kaynak: Haber Gazetesi