Haberler

NZGA, Yeni Zelanda’da jeotermal faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonları ile ilgili bilgileri paylaştı

NZ elektrik üretimi CO2 emisyonları yoğunluğu 2018: diğer enerji kaynaklarına kıyasla jeotermal emisyonlar (kaynak: NZGA)
Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 2 Eyl 2019

Yeni Zelanda Jeotermal Birliği (NZGA), Yeni Zelanda’nın jeotermal faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları hakkında detayları paylaştı. Metot seçiminden bağımsız olarak, operasyonel jeotermal emisyon yoğunluğu, diğer yenilenebilir enerji türlerinden (hidro, güneş, rüzgar) daha yüksek, ancak tüm fosil yakıtlı enerji santrallerinden önemli ölçüde düşüktür.

Yeni Zelanda Jeotermal Birliği (NZGA) tarafından yayınlanan bültende, Jeotermal Sera Gazı Emisyonları (Yeni Zelanda’da) ile ilgili raporun detayları paylaşıldı.

Bülten, Yeni Zelanda’da jeotermal enerji üretiminin, karbon emisyonları açısından etkisine mükemmel bir genel bakış sunmaktadır.

Jeotermal enerji üretiminden kaynaklanan karbon emisyonları, iklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkileri daha belirgin hale geldiğinden ve emisyonları azaltma konusundaki küresel bağlılık güçlendiğinden dikkat çekmektedir. Hiçbir enerji kaynağı karbon nötr değildir, her durumda, inşaat, işletme veya kullanım dışı bırakma ile ilgili veya elektrik santralinin tüm ömrü boyunca üretilen emisyonlar vardır.

Jeotermal rezervuar akışkanında karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) doğal olarak bulunur. Doğal hallerinde jeotermal sistemler, fumaroller ve köpürme havuzları gibi belirgin yüzey özellikleri ve ayrıca toprağın içindeki toprak ve akışın buharlaşması yoluyla karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) salgılarlar. Enerji üretimi için bir jeotermal sistem geliştirildiğinde, enerji üretim sürecinde kaynama meydana geldiğinde gazlar, yoğuşmasız oldukları için genellikle atmosfere salınırlar. Yüzey özelliklerinden kaynaklanan doğal emisyonlar genellikle gelişme sonucunda azalır. Doğal yüzey özelliği emisyonlarındaki azalmanın, gelişme kaynaklı emisyonları ne denli azalttığı konusunda çok çeşitli görüşler vardır. Halen devam etmekte olan Dr Isabelle Chambefort liderliğindeki üç yıllık bir GNS araştırma projesiyle buna bir miktar ışık tutması öngörülmektedir.

Herhangi bir potansiyel kaymadan bağımsız olarak, operasyonel karbon emisyon yoğunluğu, NZ’deki çoğu jeotermal elektrik santrali için rutin olarak kayıt altına alınmaktadır. Bu veriler 2018 boyunca NZ’deki tüm ana elektrik santralleri için toplanarak (Mercury, Contact Energy, NTGA ve Top Energy tarafından işletilen) ve 11 Temmuz’da Taupo’da son NZGA seminerinde sunuldu. Jeotermal veri setinin medyanı 62 gCO2 (eq) / kWh (çeyrekler arası aralık 45-94 gCO2 (eq) / kWh) ve ağırlıklı ortalama (toplam GWh enerji üretimi ağırlıklı) 76 gCO2 (eq) / kWh’dir. Metot seçiminden (medyan veya ağırlıklı ortalama) bağımsız olarak, operasyonel jeotermal emisyonların yoğunluğu diğer yenilenebilir enerji türlerinden (hidro, güneş, rüzgar) daha yüksektir, ancak tüm fosil yakıtlı enerji santrallerinden önemli ölçüde daha düşüktür.

NZ jeotermal emisyonları hakkında daha fazla bilgi, NZGA İnternet Sitesinde yer alan makalede bulunabilir:

Bu makale Contact Energy’den Katie McLean tarafından hazırlanmış ve Ağustos 2019 bülteninde NZGA tarafından paylaşılmıştır.

Kaynak: ThinkGeoEnergy