Haberler

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı temiz enerji geçişi için kritik adımlar

Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 8 Ağu 2019

Önceleri Climeon’da çalışan Christopher Engman, küresel enerji geçişinin bir parçası olarak emisyonları azaltma bağlamında gerekli olan yenilenebilir enerji dağıtımının temel unsurları hakkındaki görüşünü paylaştı.

Bir ısı enerjisi teknolojisi sağlayıcısı olan İsveçli Climeon’un eski CRO / CMO’su Christopher Engman yeni yayımlanan bir makalesinde, “İklim değişikliğinin üstesinden nasıl gelinir ve % 100 yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı temiz bir enerji geçişi için kritik adımlar nelerdir?” konusundaki görüşünü paylaştı.

İklim değişikliğinin aciliyeti ve dünyaya etkisi, bazı çevrelerde / ülkelerde şaşırtıcı şekilde muhalefete rağmen, çok dikkat çekmekte. Ancak ekonomik zorluklar, enerji fiyatları üzerindeki baskı ve enerji talebindeki artış ile birlikte CO2 emisyonları artmaya devam ediyor. 2018 yılında, enerji talebi % 2,1 ve enerji kaynaklı CO2 emisyonları % 1,7 oranında arttı (G20 ülkeleri için küresel enerji tüketiminin yaklaşık % 80’ini temsil etmektedir). 2050 yılına kadar COP21 hedeflerine ulaşmak için, CO2 emisyonlarının her yıl % 3,3 oranında azalması gerekmekte. Güncel everilere baktığımızda bu dudurmdan açıkça çok uzakta bulunmaktayız.

Christopher’a göre iyi haber, yenilenebilir enerji dağıtımının, önceki yıllara göre daha yavaş bir hızda olsa da büyümeye devam etmesi.

Cristopher, ayrıca, daha fazla yenilenebilir enerji değerlendirilmesi için gerekli üç önemli adıma işaret ediyor:

  1. Gelişmiş Enerji Depolama Teknolojileri
  2. Yenilikçi (inovatif) çözümlerde atılım
  3. Daha güçlü ve daha esnek bir elektrik şebekesi

Cristopher, çığır açan yeniliklerin tanımının bir parçası olarak, hem endüstriyel süreçlerden (atık ısı) hem de jeotermal enerjiden kalan ısıdan gelen ısı gücüne işaret ederek, daha ileri teknolojik ilerlemelerle birlikte açıkça büyümeye yer olduğunu belirtiyor.

“Gelişmiş enerji depolama teknolojileri, yenilikte bir atılım ve daha güçlü ve daha esnek bir elektrik şebekesi, temiz bir enerji geçişine doğru atılması gerekli en önemli üç adım. Jeotermal ısı gücü, teknolojinin uygulanabileceği en baskın enerji kaynağı. Ekvator’a yaklaştıkça, enerji depolamasıyla birlikte güneş enerjisi önem kazanmakta ve kutuplara daha yakın, depolamayla birlikte rüzgar enerjisi en iyi alternatif. Depolama potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için, güçlü bir iletim sistemi (bu dolaylı bir çözümdür) ve yeraltı pompalı hidro, lityum iyon ve hidrojen formunda enerji depolaması birleştirilmeli.”

Genel bağlamda oldukça iyi bir fikir. Aynı zamanda, emisyonlara ve enerjiye daha bütünsel olarak bakmamız gerekir. Açıkçası, mesele elimizdeki enerjiyi en iyi biçimde ve hangi amaç için kullanıyoruz. Bu bağlamda saklamak, Christopher tarafından açıklandığı gibi çok önemlidir. Enerjiyi ne kadar fazla depolayabilirsek, rüzgar, güneş ve jeotermal enerji gibi enerji kaynaklarını diğerlerinden daha fazla kullanabiliyoruz.

Soru bugün ve gelecekte mevcut olan enerji kaynaklarını en verimli şekilde nasıl kullanacağımızdır. Hangi coğrafi veya ekonomik ortamlarda hangi teknolojiler daha uygundur? Siyasi çıkarımlar nelerdir? Enerji gelişimi, yerel ekonomileri, yerel nüfusun geçim kaynaklarını ve enerji gelişimine yakın yaşayan insanların çevrelerini ve yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?

Ancak, enerji talebi sadece elektriği değil aynı zamanda nakliye ve yakıt ısıtma ve soğutma talebini de karşılamaktadır. Sadece birkaç enerji kaynağına mı odaklanmalıyız yoksa daha geniş bir kaynak karışımı oluşturmalı mıyız ve bunları özellikle en iyi niteliklere sahip amaçlar için mi kullanmalıyız?

Kaynak: ThinkGeoEnergy