Haberler

Zorlu Enerji’nin Kızıldere 3 JES’i Dünya’da bir çok ilke imza attı

Kızıldere JES, Zorlu Enerji (kaynak: Zorlu Enerji)
Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 1 Ara 2018

Dünyadaki büyük jeotermal santrallerden biri olan 165 MW'lık Kızıldere 3 JES, geliştiricisi ve operatörü Zorlu Enerji tarafından verimlilik açısından övgü topladı. Santral, imza attığı birçok “ilk”in yanı sıra, Türkiye'nin ilk organize sera bölgesi ile entegre çalışma gerçekletirecek.

Anadolu Ajansı tarafından gerçekleştirilen röportajda Zorlu Enerji Yatırımlar İşletme ve Bakımdan Sorumlu Genel Müdürü Ali Kındap, jeotermal enerji sektörü ve yatırımlarına ilişkin soruları yanıtlayarak, Kızıldere’de 15 megavat kapasiteli Kızıldere 1, 80 megavat kapasiteli Kızıldere 2 ve 165 megavat kapasiteli Kızıldere 3 santralleriyle toplamda 700 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdiklerini söyledi.

Kındap, sürdürülebilir bir sistem kurulmasını gerektiren JES’lerde, gerek dünyada gerek Türkiye’de megavatsaat başına ortalama 3-4 milyon dolar arasındaki yatırım bedellerinin makul değreler olduğunu; Türkiye’deki mevcut yatırım teşviği çerçevesinde JES yatırımlarının sürdürülebilir hale getirebileceğini belirtti.

Kızıldere 3 JES’in 246 dereceyle en yüksek su sıcaklık değerini yakaladığını belirten Kındap, jeotermal enerji yatırımlarında en büyük riskin yerin altında bulunduğunu, öngörülemeyen maliyetlerin yerin altından kaynaklandığını dile getirdi. Kındap: “Kızıldere 1 ve 2 santrallerinden sonra, 500 milyon dolar yatırımla devreye aldığımız Kızıldere 3 JES, biri 100 diğeri 65 megavat olmak üzere iki üniteden oluşuyor. Kızıldere 3, dünyada tek noktaya yapılan en büyük jeotermal santrali olma özelliğini taşıyor. Bu anlamda hem Türkiye’de hem dünyada lideriz. Santral, 23 kuyudan besleniyor ve 200 megavatlık potansiyeli var.” dedi.

Kındap, sadece Türkiye’de uygulanan ve “çürük buhar” denilen atık buharı da değerlendirilerek elektriğe dönüştürdüklerini anlattı: “Burada yaklaşık 40 milyon dolardan fazla bir yatırımımız söz konusu. Enerji verimliliği çok yüksek olan bu uygulamanın fikir babalığını da biz yaptık. Bu santral ‘kombine jeotermal santrali’ olarak biliniyor. Şu an dünyada yeni bir trend başladı ve verimsiz santraller yenilendikçe bizim bu kombine jeotermal santralini örnek alıyorlar. Yani, bu literatüre Kızıldere 3 JES ile geçen bir üretim modeli oldu.”

Santralin imza attığı bir diğer “ilk” santralde elektriğin yanı sıra çıkarılan karbondioksit gazının da yararlı hale getiriliyor olması; üretilen karbondioksit santralin yakınında kurulu başka bir şirketin tesisinde karbondioksit buzuna dönüştürülerek, gıda sektöründe kullanılmak üzere iç piyasaya dağıtılmakta.

Güncel olarak bölgesel ısınma sistemleri kapsamında 4 bin konutun ısınma ihtiyacının da santralden karşıladığını dile getiren Kındap, yine santral yakınında bulunan bir alanının, organize sera bölgesi olarak ilan edildiğini belirterek, “Santrale entegre bir sistemle enerji sağlanacak Türkiye’nin ilk organize sera bölgesinin yatırım sürecinin de gelecek yıl tamamlanması planlanıyor. 600 dönüm kapalı sera alanı entegre bir sistemle tesisten direkt enerjisini alacak ve Türkiye’de bu kapsamdaki ilk sera bölgesi olacak” dedi.

2020 sonrası YEKDEM’e ilişkin belirsizliğin sektöre etkileri çerçevesinde değerlendirmelerde de bulunan Kındap: “Biz jeotermalde yatırımlarımızı kesintisiz devam ettirmeyi hedefliyoruz. Doğu ve Orta Anadolu’da jeotermal enerjide ruhsatlarımız var ama 2020 sonrasında Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması’nın (YEKDEM) biteceği ifade edildiği için önümüzde bir belirsizlik var. Bu yatırımları devam ettirmek için bir şekilde YEKDEM’in devamı şart. Herkesi içine katan geniş katılımlı bir çalışma gerekiyor. Jeotermal gibi yatırımların başlangıçta desteğe ihtiyacı var. 30 senelik bir perspektifle bakıldığında aslında ilk 10 sene destek alıyorsunuz ama kalan sürede piyasaya destek veriyorsunuz. Ayrıca, neredeyse rüzgar ve güneşle yarışacak maliyetlerle piyasaya enerji veriyoruz.” açıklamaları ile teşvik mekanizmasının öneminin altını çizdi.

Kaynak: Anadolu Ajansı