GREEN Chemicals®: Jeotermalde Entegre Kimyasal Yönetimle Sürdürülebilir Üretim
GREEN Chemicals ile gerçekleştirdiğimiz fabrika ziyaretinde, jeotermal sahalarda kimyasal yönetimi, GEO-Treat® çözümleri ve dijital izleme sistemlerini konuştuk.
Jeotermal sektöründe kimyasal yönetim, üretim performansı ve ekipman ömrü açısından kritik bir rol oynuyor. Türkiye’de uzun yıllardır çok sayıda sahada aktif olarak çalışan GREEN Chemicals®, geliştirdiği GEO-Treat® ürün ailesi ve saha odaklı teknik servis yaklaşımıyla hem yerel hem de küresel pazarda çözüm sunuyor.
Jeotermal Haberler olarak gerçekleştirdiğimiz fabrika ziyareti kapsamında, GREEN Chemicals Koordinatörü Engin Helvacı ile bir araya gelerek; sondajdan üretime kadar süreçte karşılaşılan kimyasal problemleri, sıcaklık bazlı ürün yaklaşımını ve dijital izleme sistemlerinin sektöre katkılarını konuştuk.
- GREEN Chemicals uzun yıllardır Türkiye’de çok sayıda jeotermal sahada aktif olarak çalışıyor. Saha deneyimlerinize dayanarak, sondajdan üretime kadar süreçte en sık karşılaşılan kimyasal kaynaklı problemler neler oluyor ve bu problemler proje performansını hangi aşamalarda doğrudan etkiliyor?
Jeotermal projelerde kimyasal kaynaklı olarak en sık karşılaşılan problemler; sondaj sırasında kullanılan çamurun yapısal uyumsuzlukları, üretim fazında ise silika, kalsit kabuklaşmaları ve korozyondur. Bu sorunlar özellikle kuyuları potansiyellerinin kaybı, elektrik üretiminde gerçekleşen kayıplar ve ekipman ömrünün kısalması konularında doğrudan negatif etki yaratır. Kimyasal problemlerin erken aşamada doğru yönetilememesi, üretim kaybı ve plansız duruşlara neden olur. Bu nedenle üretimden re-enjeksiyona kadar tüm sürecin entegre kimyasal bakış açısıyla ele alınması kritik önemdedir. Elbette her işletmede sorunlar, sıkıntılar olacaktır ama doğru ürün tasarımı yani Ar-Ge çalışmaları ve doğru teknik servis ile birlikte mutlaka çözüm bulunmaktadır. GREEN Chemicals® olarak felsefemiz, tüm müşterilerimize partnerlik bakış açısı ile çözüm sunmak ve yanlarında olmaktır. Bize göre müşterimizin tesisi, bizim tesisimizdir ve bu tesisi en iyi şekilde çalıştırmak hedefimizdir.

- GEO-Treat® ürünleri farklı sıcaklık aralıklarına göre sınıflandırılmış ve 300°C’ye kadar çalışabilir durumda. Bu sıcaklık bazlı yaklaşım global ölçekte firmanıza nasıl bir operasyonel avantaj sağlıyor?
GEO-Treat® ürünlerinin sıcaklık bazlı sınıflandırılması, değişken sahalara hedeflenmiş ve stabil çözümler sunmamızı sağlıyor. Bu yaklaşım, ürün performansını artırırken dozaj optimizasyonu, kimyasal tüketim azalması ve operasyonel güvenilirlik açısından önemli avantajlar yaratıyor. Tüm ürünlerimiz, pazara sunulmadan önce kalite birimimiz tarafından korozyon, stabilite, dayanım ve bozunma testlerine tabi tutuluyor. Uluslararası pazarda tüm şartlara hizmet edebilecek teknik servis kabiliyetine ve ürün çeşitliliğine sahip olmak hem bizim için hem de müşterilerimiz için güven veren bir seviyedir.

- Uluslararası sahalardaki deneyimlerinizi de dikkate aldığınızda, jeotermal işletmelerde kimyasal yönetiminde en sık yapılan hatalar sizce nelerdir?
En yaygın hatalar; saha kimyasının yeterince analiz edilmemesi, tek tip ürün yaklaşımı ve reaktif değil önleyici kimyasal yönetiminin ihmal edilmesidir. Ayrıca kısa vadeli maliyet odaklı seçimler, uzun vadede üretim kaybına ve ekipman yenilenmesine yol açabiliyor. Uluslararası tecrübelerimiz, başarılı jeotermal işletmelerin kimyasal yönetimini, operasyonun ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü, kimyasal tedarik eden firmalarla işletmelerin şeffaf ve yakın çalışma yaptığı zaman daha başarılı sonuçlar elde edildiğini net şekilde gösteriyor. Bu noktada, değişken saha koşullarına doğru zamanda adapte olabilmek ve hızlı aksiyonlar alabilmek çok önemli oluyor. Teknolojiyi çalışmalarımıza daha fazla dahil etmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yakın zamanda jeotermal sektörüne yeni bir bakış açısı getireceğimizin müjdesini bu vesile ile sizlerle paylaşmak isterim.

- Kimyasal yönetimde dijital izleme ve dozaj kontrolü sahada neyi gerçekten değiştiriyor?
Dijital izleme ve dozaj kontrolü, kimyasal yönetimi tahmine dayalı olmaktan çıkarıp ölçülebilir ve izlenebilir hale getiriyor. Gerçek zamanlı veriler sayesinde dozaj hataları önleniyor, ani kimyasal değişimler erken tespit ediliyor ve sahadaki riskler minimize ediliyor. Bu sistemler hem operasyonel sürekliliği artırıyor hem de sürdürülebilir üretime katkı sağlıyor. İşletmelerin, satın aldıkları ürünleri daha verimli kullanmalarını sağlıyor da diyebiliriz.
- GREEN Chemicals’ın Türkiye’de edindiği saha tecrübeleri, bugün Endonezya, Filipinler, Afrika ve Avrupa’daki jeotermal projelere nasıl bir katkı sağlıyor?
Türkiye, jeotermal açıdan farklı rezervuar tiplerini barındıran çok güçlü bir saha laboratuvarı niteliğinde. Burada edindiğimiz deneyimler; yüksek silikalı sahalar, karma kabuklaşma problemleri ve zorlu üretim koşulları için geliştirdiğimiz çözümleri küresel projelere taşımamızı sağladı. Bugün Endonezya’dan Afrika’ya kadar birçok sahada, Türkiye’de test edilmiş ve kanıtlanmış çözümlerle değer üretiyoruz. Ayrıca yurt dışında edindiğimiz tecrübeleri de ülkemizdeki değerli müşterilerimize taşıyarak onlara daha fazla yardımcı olabiliyoruz. Bir süredir küresel bir sorun olan stibnit çökeliminin engellenmesi üstünde oldukça yoğun bir şekilde çalışıyoruz. 2026 yılının ilk yarısında bu konuda çözümümüzü jeotermal sektörüne sunacağız. Jeotermal sektörünün global bir oyuncusu olarak, en yüksek performanslı ürünlerimizi en iyi teknik servis hizmeti ile jeotermal sektörüne sunmaya devam edeceğiz.

Küresel Deneyim, Yerel Çözüm
GREEN Chemicals®, Türkiye’yi jeotermal kimyasal yönetimi açısından güçlü bir saha laboratuvarı olarak konumlandırırken, burada geliştirilen çözümleri Endonezya’dan Afrika’ya uzanan projelere taşıyor. Firma, özellikle yüksek silika içeren sahalar, karma kabuklaşma problemleri ve stibnite çökelimi gibi küresel ölçekte önem kazanan konulara yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor.
Şirket yetkilileri, 2026 yılının ilk yarısında sektöre yeni bir çözüm sunacaklarını da belirtiyor.