Jeotermal enerji verimlilik hedeflerinde kritik rol oynayabilir
Türkiye, son yıllarda enerji yoğunluğunu küresel ortalamanın üzerinde azaltarak enerji verimliliği alanında dikkat çekici bir performans sergiliyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı görevini yürüten Dr. Bilal Düzgün’ün LinkedIn’de paylaştığı ‘Enerji Göstergeleri’ serisine göre enerji yoğunluğu, bir ekonominin ürettiği her birim ekonomik değer (GSYH) için ne kadar enerji tükettiğini gösteren temel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu göstergedeki düşüş, ekonomik büyümenin daha düşük enerji tüketimi ile gerçekleştiğini ve enerji verimliliğinin arttığını ortaya koyuyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye, 2000–2024 döneminde enerji yoğunluğunu yıllık ortalama yüzde 1,8 oranında azaltarak küresel ortalamanın üzerinde bir iyileşme kaydetti. Aynı dönemde dünya genelinde enerji yoğunluğundaki iyileşme oranı yüzde 1,1 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye’de yürürlükte olan II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (UEVEP) kapsamında enerji yoğunluğunun 2030 yılına kadar 2023 seviyesine göre yüzde 15 azaltılması hedefleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre ise küresel iklim hedeflerine ulaşılabilmesi için enerji yoğunluğundaki iyileşmenin yıllık yaklaşık yüzde 4 seviyesine ulaşması gerekiyor.
Jeotermal enerjinin rolü
Enerji yoğunluğunun azaltılmasında yalnızca verimlilik teknolojileri değil, aynı zamanda düşük karbonlu ve yerli enerji kaynaklarının kullanımı da önemli bir rol oynuyor. Bu noktada jeotermal enerji, özellikle ısı odaklı uygulamalarda dikkat çekiyor.
Kaynak: Bilal Düzgün LinkedIn