Haberler

Jeotermal enerji, yenilenebilir enerji teknolojileri içinde en az arazi kullanan kaynaktır

Elektrik üretim yöntemlerinin Arazi Kullanım Yoğunluğu (kaynak: 2014 ABD'deki İklim Değişikliği Etkileri)
Cannur Bozkurt 25 Oca 2021

Enerji kaynaklarının özellikleri arasında, elektrik üretim operasyonlarının inşa edilmesi ve işletilmesi sürecinde ne kadar arazi kullanıldığı yer almaktadır. ABD hükümeti raporuna göre jeotermal enerji, yenilenebilir enerji kaynaklarından en az arazi kullanan elektrik üretim kaynağıdır.

Devam eden jeotermal ve araştırma kapsamımızda, tekrar tekrar ilginç raporlarla karşılaşıyoruz. Bugün, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Küresel Değişiklik Araştırma Programının ABD Ulusal İklim Değerlendirmesi’nin bir parçası olarak ABD’de İklim Değişikliği Etkileri hakkında bir rapor bulduk.

Raporun enerji, su ve arazi kullanımı ile ilgili bölümünde yazarlar, son olarak bu unsurların birçok yönden nasıl etkileşime girdiği, enerji sistemlerinin kara ve su kaynaklarına bağımlılığının bu sistemlerin gelişimini nasıl etkileyeceği ve risk, güvenlik açıkları ve fırsatlar açısından ortaklaşa nasıl değerlendirilmesi gerektiğine yönelik temel mesajlar paylaşıyorlar.

Enerji, su ve arazi kullanımı hakkındaki bölüm, ABD’deki farklı bölgelere bakarak iklim değişikliği üzerine etkisini değerlendirirken bütüncül bir yaklaşım benimsiyor.

Rapor, yakıt ve soğutma teknolojisi ile elektrik üretimi için su kullanımını inceliyor (maalesef jeotermal için veri sağlamıyor), ancak başka bir unsurda oldukça ilginç bir gerçek sunuyor; farklı enerjinin “proje arazi kullanım yoğunluğu” teknolojileri.

“Sera gazı emisyonlarını azaltmak için her seçenek, doğal kaynakları, sosyoekonomik sistemleri ve yapılı çevreyi etkileyen ödünleşmeleri içerir. Enerji sistemi teknolojileri, karbon emisyonları ve su ve toprak kullanımları açısından büyük farklılıklar gösterir. Bu nedenle, uyum ve azaltma ile ilgili enerji-su-arazi değiş tokuşları ve sinerjileri vardır. Her seçim, hem kısa hem de uzun vadeli riskler bağlamında bu kaynaklarla ilgili ödünleşmelerin göreceli önemini değerlendirmeyi içerir. ”

Yukarıda paylaşıldığı şekilde rapor, çeşitli elektrik üretim yöntemleriyle ilişkili toplam arazi kullanım yoğunluğunun 2030 için açıklayıcı tahminlerini göstermektedir. Tahminler, hem elektrik santralinin ayak izini hem de enerji çıkarımından etkilenen araziyi dikkate alıyor. Teknolojiler arasında nispeten geniş bir etki aralığı var. Örneğin, nükleer enerjiden rüzgar enerjisine geçiş, ilgili arazi kullanımında önemli bir değişiklik anlamına gelebilir. Her bir elektrik üretim yöntemi için, şekil enerji birimi başına ne kadar araziye ihtiyaç duyulacağına ilişkin en kompakt ve en az kompakt tahminin ortalamasını göstermektedir. Şekilde, 2030 yılı için Enerji Bilgi İdaresi Referans senaryosundan, yakıt türüne ve enerji santralinin “kapasite faktörlerine” (toplam güç üretiminin mümkün olan maksimum güç üretimine oranı) göre enerji tüketimine dayalı projeksiyonlar kullanılmaktadır. Biyoyakıt arazi kullanım yoğunluklarının en kompakt ve en az kompakt tahminleri, mevcut verim ve üretim verimliliği seviyeleri arasındaki farkları yansıtır ve teknoloji iyileştirmeleri varsayımı ile, 2030 için veriler öngörmektedir.

Mesajlar açık, jeotermal en az arazi kullanımı yoğun yenilenebilir enerji teknolojisidir. Üretilen TWh başına 7,5 km kare ile jeotermal, en az araziye ihtiyaç duyduğunu açıkça göstermektedir.

Raporu buradan indirilebilir, enerji, su ve arazi kullanımı ile ilgili bölüm 258 ve sonraki sayfalarda bulabilirsiniz.

Kaynak: ThinkGeoEnergy