Haberler

KAPSARC raporu: Türkiye’nin jeotermal büyümesi diğer ülkelere model olabilir

KAPSARC tarafından yayımlanan yeni bir rapor (kaynak: KAPSARC)
Merve Uytun 4 Mar 2026

KAPSARC tarafından yayımlanan yeni bir rapor, Türkiye’nin jeotermal enerji sektöründeki hızlı büyümeyi ve bu gelişimi destekleyen politika ile piyasa mekanizmalarını analiz ediyor.

Suudi Arabistan merkezli King Abdullah Petroleum Studies and Research Center (KAPSARC) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, Türkiye’nin jeotermal enerji sektöründe son yıllarda kaydettiği hızlı büyümeyi inceliyor ve bu gelişimin arkasındaki politika ve piyasa mekanizmalarını analiz ediyor.

Raporda, Türkiye’nin yaklaşık on yıl gibi kısa bir sürede dünyanın önde gelen jeotermal elektrik üreticilerinden biri haline nasıl geldiği ve bu büyümeyi destekleyen yapısal unsurlar ele alınıyor.

Niş bir sektörden küresel liderliğe

Rapora göre Türkiye, kurulu jeotermal elektrik kapasitesi açısından dünya genelinde önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Bu büyümede güçlü özel sektör katılımı, net politika teşvikleri ve finansmana erişimin kolaylaşması önemli rol oynadı.

Türkiye’de jeotermal kapasitenin hızlı artışı, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında uygulanan alım garantileri ve sabit fiyat mekanizmasıyla ivme kazandı. Bu sistem, yatırımcılara uzun vadeli gelir öngörülebilirliği sağlayarak hem yerli hem de uluslararası sermayenin sektöre yönelmesine yardımcı oldu.

Raporda uluslararası piyasalar için öne çıkan en önemli derslerden biri ise erken aşama risklerin azaltılması olarak gösteriliyor. Türkiye, kaynak arama faaliyetlerine verilen destekler, uygun finansman mekanizmaları ve öngörülebilir elektrik alım koşulları sayesinde sondaj riskini üstlenmeye istekli yatırımcıları çekmeyi başardı.

Politika istikrarı ve yatırım çerçevesi

KAPSARC raporu, sektörün büyümesinde düzenleyici çerçevenin ve uzun vadeli politika sinyallerinin kritik rol oynadığını vurguluyor. Yatırımcılar özellikle şu unsurlardan fayda sağladı:

  • Elektrik alım garantileri

  • İlk dönemlerde ABD doları bazlı alım fiyatları

  • Yerli ekipman kullanımına yönelik ek teşvikler

  • Ruhsat ve izin süreçlerinin kolaylaştırılması

Bu çerçeve, özellikle jeotermal kaynakların yoğun olduğu Batı Anadolu’da projelerin hızla geliştirilmesini sağladı.

Raporda ayrıca, ilerleyen yıllarda teşviklerin revize edilmesi ve rekabetin artmasıyla birlikte geliştiricilerin proje verimliliğini artırmaya ve tasarımlarını optimize etmeye yöneldiği belirtiliyor. Teşvik odaklı büyümeden daha piyasa temelli bir yapıya geçiş, sektörün olgunlaşma sürecinin önemli bir aşaması olarak değerlendiriliyor.

Finansman ve risk yönetimi

Raporda uluslararası yatırımcılar açısından en dikkat çekici unsurlardan biri de Türkiye’nin jeotermal risk finansmanı yaklaşımı olarak gösteriliyor.

Çok taraflı kalkınma bankaları ve uluslararası finans kuruluşlarının sektörde katalizör rolü oynadığı belirtiliyor. Risk paylaşım mekanizmaları ve kredi hatları, ticari bankaların riskini azaltırken, sektör büyüdükçe yerli bankalar da finansmana daha fazla katılım sağlamaya başladı.

Bu karma finansman modeli (blended finance) sayesinde jeotermal enerji Türkiye’de yüksek riskli bir teknoloji algısından çıkarak finanse edilebilir bir altyapı yatırımı haline geldi.

KAPSARC’a göre Türkiye’nin deneyimini takip etmek isteyen ülkelerin şu alanlara öncelik vermesi gerekiyor:

  • Arama ve sondaj risklerine yönelik kamu destekleri

  • Net ve zaman sınırlı teşvik mekanizmaları

  • Enerji ve finans kurumları arasında güçlü koordinasyon

  • Yerli teknik kapasitenin geliştirilmesi

Elektrik üretiminin ötesinde: Isı kullanım potansiyeli

Türkiye jeotermal enerji denildiğinde çoğunlukla elektrik üretimiyle öne çıksa da rapor, doğrudan kullanım uygulamalarının ve bölgesel ısıtma sistemlerinin önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekiyor.

Jeotermal ısının daha geniş ölçekte kullanılması, özellikle elektrifikasyonun arttığı enerji sistemlerinde enerji verimliliğini ve sistem değerini artırabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası piyasalarda Türkiye örneği, jeotermal enerjinin bölgesel ekonomik kalkınmayı destekleyebileceğini, enerji ithalatını azaltarak enerji güvenliğini güçlendirebileceğini ve yerli tedarik zincirlerinin gelişmesine katkı sağlayabileceğini gösteriyor.

Gelişmekte olan jeotermal pazarlar için dersler

KAPSARC raporu, Türkiye’yi jeotermal sektöründe politika sıralaması, finansal yenilikler ve özel sektör katılımı sayesinde hızlı büyümenin mümkün olduğunu gösteren bir örnek ülke olarak değerlendiriyor.

Doğu Avrupa, Latin Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’da jeotermal geliştirmeyi hedefleyen ülkeler için Türkiye deneyiminin sunduğu başlıca dersler şöyle sıralanıyor:

  • Gelir öngörülebilirliği kapasite artışını hızlandırır

  • Risk azaltma mekanizmaları özel sermayeyi harekete geçirir

  • Yerli üretim teşvikleri değer zincirini güçlendirir

  • Piyasa olgunlaştıkça politika araçlarının güncellenmesi gerekir

Rapora göre büyümenin sürdürülebilmesi için ise kaynak yönetimi, şebeke entegrasyonu ve düzenleyici istikrarın korunması kritik önem taşıyor.

Yerli ekipman üretimi güçleniyor

2025 yılında yayımlanan bir değerlendirmeye göre Türkiye’de jeotermal sektörüne verilen kamu destekleri, önemli bir yerli sanayi ekosisteminin oluşmasını sağladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, jeotermal enerji sektöründe Türkiye’de 50 ana ekipman üreticisi ve yaklaşık 350 alt tedarikçi bulunduğunu ve bu şirketlerde toplam yaklaşık 50 bin kişinin istihdam edildiğini açıklamıştı.

Tancan’a göre sektörde yerlilik oranı yüzde 55 seviyesine ulaştı. Jeneratörler, güç elektroniği ekipmanları, türbinler, egzoz yağlama ve hız kontrol sistemleri ile buhar enjektörleri gibi birçok kritik bileşen artık Türkiye’de üretilebiliyor.

KAPSARC raporu, Türkiye’nin jeotermal gelişim sürecinin enerji dönüşümü hedefleri doğrultusunda diğer ülkeler için önemli politika ve yatırım dersleri sunduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: ThinkGeoEnergy