Haberler

Petrol ve gaz firmalarının jeotermal sektörüne girmesine yönelik stratejik değerlendirme

Hollanda jeotermal görünüm akıl haritası (kaynak: ThinkGeoEnergy haber görseli)
Cannur Bozkurt Cannur Bozkurt 13 Eyl 2018

İngiltere Aberdeen, Robert Gordon Üniversitesi'nden Ben Dewever, Enerji Yönetimi yüksek lisans tezinde, Hollanda petrol ve gaz şirketlerinin jeotermal enerji sektörüne girişlerinde, geçerli iş modellerine dair stratejik bir değerlendirme üzerinde çalıştı.

ThinkGeoEnergy’de yayımlanan makalesinde Alexander Richter; petrol ve gaz (P&G) sektöründe kullanılan arama teknolojisi ve tekniklerinin bir çoğu jeotermalde de kullanıldığından, bu alanda çalışan şirketler için jeotermal sektörün, mükemmel bir alan olduğu tartışmasından bahsetmektedir.

Ancak Richter’in altını çizdiği konu, petrol ve gaz sektörünün, doğal kaynakları araştırmaya ve satılacak olanları çıkarmaya dayanan görece kısa vadeli getiriye sahip bir ticari işletme olduğu; diğer yandan jeotermal enerji sektörünün ise, P&G ticareti gibi öncül risk ve maliyetlere sahip olmakla birlikte, sadece elektrik satışları şeklinde daha uzun vadeli fayda getirileri sağladığıdır.

Yüksek lisans tezinde Ben Dewever, bu soruna, devam eden enerji geçişi bağlamında, P&G şirketlerinin, önümüzdeki birkaç on yıl içinde, büyük bir enerji şirketi olarak kendilerini en iyi nasıl konumlandırabileceklerini değerlendirmektedir.

P&G şirketleri, faaliyetlerini sürdürürken, yenilenebilir enerji alanında daha çok güneş ve rüzgara dayalı kaynaklar ile ilgilenmekteler. Ancak benzerliklere ve sektöre erişimlerini daha kolay sağlayacak olan jeotermal enerji arama ve üretimine neden yönelmiyorlar?

“Her ikisi de, yeraltından çıkarılan bir kaynak olduğundan  oldukça benzer iş akışları, bilgi, yetenek ve teknoloji gerektirir. Bununla birlikte, entegre P&G şirketlerinin sadece birkaçı jeotermal enerji üretiminde aktif olarak yer almaktadır.” yorumunu yapan Dewever, tezinde, jeotermal sektöründeki P&G şirketleri için uygulanabilir iş modellerine bakmakta ve Hollanda’ya odaklanarak dört farklı iş modeli tanımlamaktadır:

  • Çift Oyun / Enerji merkezi: Mevcut P&G operasyonları ve projelerinde yapılan jeotermal faaliyetler (jeotermalin bir ek avantaj olduğu durumlar);
  • Danışmanlık / Dışsallaştırma: Jeotermal gelişimin yeraltı bölümü için hizmet; jeotermal projeler için pazarlanacak P&G sektöründen gelen bilgi ve deneyim (entegre iş akışı deneyimi vb.);
  • Uzman Organizsayonlarla Ortaklık: Jeotermal operatörlere yüzey çalışmalarını bırakarak, P&G şirketleri için ikincil rollerde yeraltı çalışmalara odaklanan bilgi birikimini uygulayabilecekleri iş ortağı rolü;
  • Jeotermal İştiraki: Jeotermalin geliştirilmesi üzerinde çalışan tamamen yeni tüzel kişilik seçeneği, riski izole etmek ve ayrı yatırımcı / yatırım profili oluşturmak için çeşitlendirme tekniği olarak katılım (örneğin, önceki aşamalarda Enel Green Power).

Dewever, ardından, Alexander Osterwalder tarafından geliştirilmiş, küresel iş dünyasındaki girişimcilerce iyi bilinen ve müşteri segmentlerine yönelik olarak tasarlanan Değer Önerisi Tasarımının etrafında iş modellerini oluşturmak ve değerlendirmek için harika bir araç olan  “İş Modeli Tuvali (Business Model Canvas)” çerçevesinde farklı iş modellerini incelemektedir.

Bulgularının sonucu olarak Dewever, yenilenebilir enerji sektörünün (özellikle de jeotermalin) hükümet taahhüdü ve sübvansiyon desteğine bağımlılığı ve hükümet tarafından entegre yaklaşımı eşleştirmenin nasıl etkilendiğine ve ısıtma sektörü için jeotermalin vurgulanması gerektiğine odaklanmaktadır. Hükümetin jeotermal sektöründeki bir profesyonelleşme çağrısını, açıkça “P&G şirketlerinin uzmanlık ve bilgi birikimini paylaşmaları ve / veya gelecekte jeotermal enerji gelişimi için inisiyatif almaları” yönünde bir davet olarak yorumlamaktadır.

Kaynak: ThinkGeoEnergy