Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi yayımlandı
COP31 Pozisyon Belgesi, temiz enerji ve dirençli kentler için yerel yönetimlerin rolünü öne çıkarırken, jeotermal uygulamalar için de potansiyel bir politika zemini oluşturuyor.
Kent Araştırmaları Enstitüsü (Institute of Urban Studies) tarafından hazırlanan Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi yayımlandı. Türkiye’nin farklı belediyeleri, üniversiteleri ve disiplinlerinden uzmanların katkılarıyla hazırlanan çalışma, COP31 öncesinde yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolünü, ihtiyaçlarını ve politika taleplerini ortak bir çerçevede ele alıyor.
Belgenin temel yaklaşımını, iklim değişikliğinin etkilerinin önemli ölçüde kentlerde hissedilmesi ve bu nedenle belediyelerin ulusal iklim hedeflerinin uygulanmasında temel aktörlerden biri olması oluşturuyor.
Yerel temiz enerji yatırımlarına vurgu
Belgede öne çıkan alanlardan biri temiz enerji dönüşümü. Belediyelerin yenilenebilir enerji yatırımlarının desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ulusal ve yerel enerji politikaları arasında çok aktörlü bir yönetişim mekanizmasının oluşturulması öneriliyor.
Bu çerçevede Enerji Kentleri Birliği’nin yerel enerji dönüşümündeki rolüne de dikkat çekiliyor.
İklim dirençli kentlerin oluşturulması için ise yerel iklim eylem planlarının belediyelerin stratejik planları, bütçeleri ve yatırım programlarıyla bütünleştirilmesi; iklim ve afet risklerinin birlikte değerlendirilmesi öneriliyor.
Gıda güvenliği ve döngüsel ekonomi
Pozisyon belgesinin enerji politikalarının yanı sıra gıda güvenliği konusunda ortaya koyduğu yaklaşım da jeotermal kaynakların doğrudan kullanım alanları açısından dikkat çekiyor.
Çalışmada iklim dirençli yerel üretim modellerinin, kentsel tarımın, kısa tedarik zincirlerinin ve yenilikçi üretim sistemlerinin desteklenmesi öneriliyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de son yıllarda yaygınlaşan jeotermal kaynaklı sera yatırımları açısından da önemli bir politika zemini oluşturuyor.
Yeşil sanayileşme ve döngüsel ekonomi kapsamında ise atık ısının kentsel ölçekte değerlendirilmesi, endüstriyel simbiyoz ile su, enerji ve diğer kaynakların yerel ölçekte döngüsel kullanımı öne çıkarılıyor.
Belediyeler için iklim finansmanı
Belgede üzerinde durulan bir diğer konu ise yerel yönetimlerin iklim yatırımlarını finanse edebilme kapasitesi. Belediyelerin enerji, su, altyapı ve iklim uyum yatırımlarında ulusal ve uluslararası finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaştırılması ve özel sektörün de dahil olduğu karma finansman modellerinin geliştirilmesi öneriliyor.
Bu yaklaşım, yüksek başlangıç yatırımı gerektiren jeotermal bölgesel ısıtma, soğutma, sera ve diğer doğrudan kullanım projelerinin yerel yönetim politikalarına dahil edilmesi açısından önem taşıyor.
Jeotermal için politika zemini
Pozisyon Belgesi jeotermal enerjiyi doğrudan merkezine alan bir çalışma olmamakla birlikte; temiz enerji dönüşümü, gıda güvenliği, döngüsel ekonomi, yerel enerji planlaması, iklim finansmanı ve çok düzeyli yönetişim başlıkları, jeotermal kaynakların kentlerin iklim politikalarına daha güçlü biçimde entegre edilmesi için önemli bir çerçeve sunuyor.
Özellikle jeotermal bölgesel ısıtma ve soğutma sistemleri, jeotermal seracılık ve kentsel ölçekte entegre enerji uygulamaları, belgede ortaya konulan yerel temiz enerji ve iklim dirençliliği hedefleriyle kesişen uygulama alanları arasında değerlendirilebilir.
Belgenin çalışma koordinatörlüğünü Cemal Baş, Akademi Özel Temsilciliğini ise Prof. Dr. Harun Tanrıvermiş üstlendi. Çalışmaya geniş bir Akademik Danışma Kurulu ile farklı belediyelerden temsilcilerin oluşturduğu Belediye Odak Grubu katkı sağladı.
Belgenin tamamına Türkiye Yerel Yönetimleri COP31 Pozisyon Belgesi üzerinden ulaşılabiliyor.
Kaynak: Kent Araştırmaları Enstitüsü