Yapay zekâ büyürken jeotermal enerjiye yeni fırsat
Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesi hedeflenirken, artan veri merkezi talebi jeotermal için yeni bir pazar oluşturabilir.
Türkiye’nin 2026-2030 dönemindeki yapay zekâ politikalarını belirleyen Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Resmî Gazete’de yayımlandı. Plan kapsamında yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştırılmasının yanı sıra veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesi ve Türkiye’de rekabetçi bir yapay zekâ ekosisteminin oluşturulması hedefleniyor.
Yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarındaki büyüme ise beraberinde yüksek ve kesintisiz elektrik ihtiyacını getiriyor. Dünyada son dönemde yaşanan gelişmeler, 7 gün 24 saat elektrik üretebilen jeotermal enerjinin bu talebin karşılanmasında giderek daha fazla gündeme geldiğini gösteriyor.
Veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı hızla büyüyor
Rhodium Group tarafından 2025 yılında yayımlanan araştırmaya göre, veri merkezlerinin ABD elektrik tüketimindeki payı 2020’de yüzde 2 seviyesindeyken 2024’te yüzde 4,5’e yükseldi. Bu oranın 2028’de yüzde 7-12 seviyesine ulaşabileceği öngörülüyor.
Araştırmada özellikle gelişmiş jeotermal sistemlerin (EGS), veri merkezlerinin artan elektrik ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynayabileceği belirtiliyor. Uygun koşullarda EGS’nin 2030’ların başına kadar öngörülen yeni veri merkezi elektrik talebinin yüzde 64’üne kadarını karşılayabileceği hesaplanıyor.
Jeotermalin yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilmesi, özellikle yapay zekâ ve bulut bilişim altyapılarında ihtiyaç duyulan sürekli enerji arzı açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.
Teknoloji şirketlerinin jeotermale ilgisi artıyor
Bu eğilimin somut örnekleri özellikle ABD’de görülüyor. Google’ın veri merkezi operasyonlarının elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla Nevada’da farklı jeotermal enerji anlaşmaları hayata geçiriliyor.
Ormat Technologies, NV Energy ile Google’ın Nevada’daki operasyonlarını desteklemek üzere 150 MW’a kadar jeotermal kapasiteyi kapsayan uzun vadeli bir enerji satın alma anlaşması imzaladı. Yeni jeotermal projelerin 2028-2030 döneminde kademeli olarak devreye alınması planlanıyor.
Google ayrıca Fervo Energy’nin geliştirdiği yeni nesil jeotermal projelerden elektrik tedarikine yönelik anlaşmalar gerçekleştirirken, Meta da Sage Geosystems ile 150 MW’a kadar jeotermal enerji sağlanmasını öngören bir iş birliğine gitti.
Benzer gelişmeler ABD ile sınırlı değil. Google, Tayvan’da Baseload Capital ile 10 MW’lık jeotermal enerji anlaşması yaparken, Japonya’da Panasonic de fabrika operasyonlarında jeotermal kaynaklı elektrik kullanımına yönelik adımlar attı.
Jeotermal destekli veri merkezleri
Jeotermal ile veri merkezlerini doğrudan bir araya getirmeye yönelik projeler de geliştiriliyor. İtalya’nın Toskana bölgesinde geliştirilen Geoveda projesinde, veri merkezinin hem elektrik ihtiyacının hem de soğutma sistemlerinin jeotermal kaynaklardan karşılanması hedefleniyor.
Bu yaklaşım, veri merkezlerini yalnızca jeotermal elektrik satın alan tüketiciler olmaktan çıkararak, jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerde kurulabilecek yeni bir doğrudan kullanım modeli ortaya koyuyor.
Türkiye için yeni bir jeotermal kullanım alanı olabilir
Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’nda jeotermal enerjiye veya veri merkezlerinin jeotermal kaynaklarla beslenmesine yönelik özel bir hedef bulunmuyor. Bununla birlikte planda veri ve hesaplama altyapılarının güçlendirilmesinin hedeflenmesi, önümüzdeki dönemde bu altyapının enerji ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye’nin mevcut jeotermal kaynakları ve sektördeki teknik birikimi dikkate alındığında, dünyada gelişmeye başlayan jeotermal enerji-veri merkezi entegrasyonu Türkiye açısından da yeni bir yatırım alanı oluşturabilir.
Özellikle jeotermal kaynaklara yakın bölgelerde kurulacak veri merkezlerinin elektrik ihtiyacının kesintisiz jeotermal üretimle karşılanması; uygun projelerde atık ısının değerlendirilmesi ve soğutma sistemlerinin entegre edilmesi, jeotermalin elektrik üretiminin ötesinde dijital altyapının enerji kaynağı olarak da değerlendirilmesinin önünü açabilir.
Türkiye’nin yapay zekâ ve hesaplama altyapısı büyürken, bu altyapının ihtiyaç duyacağı 7/24 güvenilir ve düşük karbonlu elektrik, jeotermal sektörünün önümüzdeki dönemdeki yeni büyüme alanlarından biri olabilir.
Kaynaklar: Resmi Gazete ve ThinkGeoEnergy