IEA: Türkiye jeotermalde ısı piyasasını geliştirmeli
Uluslararası Enerji Ajansı, Türkiye'nin enerji politikalarını değerlendirdiği yeni raporunda jeotermal kaynakların ısıtma ve elektrik üretiminde daha etkin kullanılmasını önerdi.
Uluslararası Enerji Ajansı, Türkiye’nin enerji politikalarını değerlendirdiği yeni raporunda jeotermal kaynakların ısıtma ve elektrik üretiminde daha etkin kullanılmasını önerdi.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile iş birliği içinde hazırladığı yeni Enerji Politikası İncelemesi raporunu yayımladı. Türkiye’nin enerji güvenliği, iklim hedefleri ve enerji dönüşümünü kapsamlı biçimde değerlendiren rapor, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca yeni santral kapasitesi oluşturmakla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor.
Raporda, elektrik şebekelerinin modernizasyonu, enerji depolama, sistem esnekliği, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin yanı sıra yenilenebilir kaynaklara dayalı bir ısı piyasasının geliştirilmesi öne çıkıyor. IEA, Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığını azaltmak ve enerji arz güvenliğini güçlendirmek için jeotermal kaynakların daha geniş kullanım alanlarında değerlendirilmesini öneriyor.
Jeotermal enerji için ısı piyasası önerisi
IEA’nın Türkiye’ye yönelik temel politika önerilerinden biri, yerli jeotermal kaynaklardan yararlanarak ısıtma sistemlerinin karbonsuzlaştırılmasını ve enerji güvenliğinin güçlendirilmesini sağlayacak bir ısı piyasasının geliştirilmesi oldu.
Raporda, Türkiye’nin jeotermal kaynaklar açısından sahip olduğu avantajlara rağmen bölgesel ısıtmaya yönelik mevzuat ve politikaların henüz gelişimin erken aşamalarında bulunduğu belirtiliyor. Mevcut jeotermal ısıtma sistemlerinin ağırlıklı olarak kaynak bakımından zengin bölgelerde yoğunlaştığı, ekonomik açıdan uygun alanlarda düşük emisyonlu ısıtma uygulamalarının yaygınlaştırılabileceği ifade ediliyor.
IEA, yenilenebilir ısıtma ve soğutma sistemleri ile birleşik ısı ve elektrik üretimini teşvik edecek bütüncül bir politika ve destek mekanizması oluşturulmasını öneriyor. Bu kapsamda jeotermal kaynakların ve ısıtma-soğutma ihtiyaçlarının haritalandırılması, belediyeler, yatırımcılar ve finans kuruluşlarıyla birlikte uygulanabilir iş ve finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Raporda ayrıca belirli büyüklüğün üzerindeki binaların enerji tüketiminin yüzde 10’unu yenilenebilir kaynaklardan karşılama yükümlülüğünün, jeotermal ısının doğrudan kullanımıyla da yerine getirilebileceğine dikkat çekiliyor.
IEA, jeotermal sektörünün geliştirilmesinin yalnızca enerji üretimine değil, ekipman imalatı, kurulum ve bakım alanlarında yeni istihdam oluşturulmasına da katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Türkiye’de geliştirilecek teknolojilerin zaman içinde ihracat pazarlarına da açılabileceği değerlendiriliyor.
Sondaj risklerinin paylaşılması ve izin süreçleri önem taşıyor
IEA’nın jeotermal enerjiye ilişkin daha önce yayımladığı politika önerileri de yeni rapordaki değerlendirmeleri tamamlıyor. Ajans, özellikle projelerin erken geliştirme aşamalarında karşılaşılan jeolojik belirsizlikler ve yüksek sondaj maliyetleri nedeniyle risk azaltma ve finansman mekanizmalarının oluşturulmasını öneriyor.
Bu kapsamda kamu kurumları, özel sektör ve uluslararası finans kuruluşları arasında risk paylaşım modellerinin geliştirilmesi, yatırımcıların jeotermal arama faaliyetlerine erişimini kolaylaştırabilecek araçlar arasında gösteriliyor.
IEA ayrıca jeotermal projelerin izin süreçlerinin sadeleştirilmesini, idari işlemlerin hızlandırılmasını ve çevresel ve sosyal güvencelerin korunarak yerel toplulukların sürece katılımının sağlanmasını öneriyor.
Türkiye 2026 raporunda, yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın güvenilir bir elektrik sistemiyle desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Rapora göre Türkiye’de yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payı 2025 yılında yüzde 43’e ulaştı. Ulusal Enerji Planı ise bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 55’e yükselmesini öngörüyor.
IEA, rüzgâr ve güneş enerjisinin artan payıyla birlikte elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, batarya depolama yatırımlarının artırılması, talep tarafı katılımının geliştirilmesi ve dijital çözümlerin yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Raporda, enerji dönüşümünün yalnızca yeni üretim tesislerinin kurulmasıyla değil, mevcut enerji sisteminin daha esnek, verimli ve güvenilir hâle getirilmesiyle mümkün olacağı belirtiliyor.
Türkiye’nin jeotermal potansiyeli daha geniş değerlendirilebilir
IEA’nın değerlendirmeleri, Türkiye’de jeotermal enerjinin elektrik üretiminin ötesinde bölgesel ısıtma, soğutma ve sanayi uygulamalarıyla bütünleşik biçimde ele alınmasına yönelik politika ihtiyacını ortaya koyuyor.
Özellikle belediyelerin, yatırımcıların ve finans kuruluşlarının birlikte geliştireceği bölgesel ısıtma projeleri ile jeotermal kaynakların yerel enerji sistemlerine entegrasyonu, raporda önerilen dönüşümün temel unsurları arasında yer alıyor.
Ajans, jeotermal enerjinin 2050 yılına kadar küresel elektrik talebindeki artışın yüzde 15’ine kadarını karşılayabileceğini tahmin ediyor. Türkiye’nin bu alandaki kaynaklarını değerlendirmesinin enerji güvenliği, ekonomik büyüme ve teknolojik gelişime katkı sağlayabileceği belirtiliyor.