JESDER: Çevresel iddialar bilimsel verilere dayanmalı
JESDER, Büyük Menderes ve Gediz havzalarında jeotermal santrallerin tarıma zarar verdiği iddialarının ölçülebilir ve doğrulanabilir bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Jeotermal Enerji Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), Büyük Menderes ve Gediz havzalarındaki jeotermal santrallerin tarımsal üretime zarar verdiği yönündeki iddialara ilişkin açıklama yaptı.
JESDER, jeotermal enerjinin çevresel etkilerinin tartışılmasının doğal olduğunu, ancak çevresel iddiaların açık, ölçülebilir ve doğrulanabilir bilimsel verilere dayanması gerektiğini belirtti. Dernek, toprakta bor, arsenik veya ağır metal tespit edilmesinin tek başına bunların jeotermal santrallerden kaynaklandığını göstermeyeceğini ifade etti.
Nem artışında tarımsal faaliyetlere dikkat çekildi
Jeotermal santrallerin bölgedeki nem oranlarını artırdığı iddialarına da yanıt veren JESDER, Aydın Ovası’ndaki yaklaşık 180 bin hektarlık sulanan tarım alanından yaz döneminde atmosfere günlük yaklaşık 11,7 milyon metreküp su buharı karıştığını açıkladı. Dernek, havza ölçeğindeki nem artışının JES’lere bağlanmasının iklimsel ve termodinamik gerçeklerle örtüşmediğini savundu.
Jeotermal akışkan kapalı sistemde tutuluyor
JESDER, modern santrallerde jeotermal akışkanın kapalı sistemde taşındığını ve reenjeksiyonla rezervuara geri gönderildiğini belirterek, mevzuata aykırı deşarjların yaptırıma tabi olduğunu hatırlattı.
Dernek ayrıca Büyük Menderes ve Gediz havzalarındaki santral binaları ile kuyu lokasyonlarının kapladığı alanın yaklaşık 180 bin hektarlık sulanabilir tarım arazisinin yüzde 0,05’inden az olduğunu bildirdi.
JESDER, çevreye zarar verdiği somut ölçüm ve teknik belgelerle ortaya konulan işletmelere yaptırım uygulanmasına sektör olarak itirazlarının bulunmadığını vurguladı. Açıklamada, tarımsal üretim ile yerli ve yenilenebilir jeotermal enerji üretiminin bilim ve teknoloji temelinde birlikte sürdürülebileceği ifade edildi.
Kaynak: Ajans Aydın